
'Gülümseyin, Tunceli'de güvendesiniz!'
Tarih: Cuma, 20. Haziran 2008 Konu: Yeni Haber
Bugünlerde yolu Dersim'e düşenler mutlaka görmüştür. Kentin hemen girişinde, Munzur Çayı üzerinde kurulan köprüyü geçince, birkaç adım ilerde Emniyet Müdürlüğü tarafından karayoluna yerleştirilen bir tabelada aynen şunlar yazılıdır:
'Gülümseyin, Tunceli'de güvendesiniz.'
Yazıyı okuyunca istem dışı bastım kahkahayı. Oysa hiç gülesim yoktu.
Demek ki burada gülmek bile talimatla oluyormuş...
Elazığ üzerinden karayoluyla Dersim'e yolculuk yapanlar bilir. Her kilometre başı hazır kıta bekleyen panzerler, karakola dönüştürülen tepelerde eli tetikte bekleyen askerler ve gökyüzünde dolaşan helikopterler zaten bir olağanüstülüğün habercisidir.
Bu durum karşısında, insan ister istemez savaş psikolojisine, korku ve heyecana kapılıyor.
Yine, Dersim girişinde kurulan kontrol noktası da manzarayı tamamlayan bir son fırça darbesi gibidir, burada gelen giden bütün araçlar rutin aramadan geçirilir, kimlik kontrolü yapılır.
Her şeyin farklı olduğu, tabeladan anlaşılır.
'Gülümseyin, Tunceli'de güvendesiniz.' Demek ki, olup bitenler insanda gülümseme duygusunu yok ediyor ki, polis bu levhayı Munzur Köprüsü'nün başına koyma ihtiyacı duymuş...
Munzur Çayı üzerinde kurulan köprüden sonra yol ikiye ayrılır. Biri kent merkezine giderken, diğeri Munzur Gözeleri'ne, yani ünlü Kutu Deresi'ne uzanır. Kasvetli dağlar, Munzur Çayı boyunca iki taraftan gökyüzüne doğru yükselirken, takvim yaprakları haziranı göstermesine rağmen, doğa yemyeşildir. Dünya kuraklıktan kavrulurken Dersim, insanı coşku denizine, yeşile ve suyun huzur dolu ahengine çeker.
Güneş pırıl pırıldır inanılmaz bir şekilde, gökyüzü ise masmavi. İnsanı mest eden bir serinlik ve uslanmaz bir inatla akan Munzur.
Bir nehir gibi adeta, aktıkça bembeyaz köpükler, kayalarla egzotik bir dansın zirvesindedir.
Dersim Munzur'a hakim tepelerde kurulmuş. Binaların çoğu yeni. Pek eski bina yok gibi. En eski bina Munzur'a tepeden bakan bir yere yerleştirilen eski askeri kışla.
Dersim isyanında kurulan askeri kışla, şimdi viran bir şekilde kentin merkezinde kalmış.
Dağ dokusunun her adım hissedildiği Dersim, yüz bine yakın bir nüfusa sahip. Kentte ekonomik değere sahip bir sanayi kuruluşu yok, işsizlik Türkiye ortalamasının üzerinde. Kent Ankara, İstanbul ve Avrupa'ya inanılmaz bir göç vermiş, vermeye devam ediyor. Göç eden Dersimliler kente dönse, kent bir anda nüfus bakımından üçe beşe katlanır. Yani dışarıdaki Dersim nüfusu, kent nüfusunun birkaç katı kadardır.
Türkiye'de il belediye başkanları arasında, tek kadın belediye başkanına sahip olan kent, sosyal hayat bakımından da çevre illerden farklılık gösterir. Avrupa yaşam tarzına yakın bir yapıya sahip şehirde, en çok kadınların sosyal hayata katılımları göze çarpıyor. Genç bir kadın, ayakkabı boyacılığı yaparak, üç nüfusa bakıyor. Yadırganan bir durum değil bu. Tam tersi kadınların sosyal yaşama katılmasının göstergesi. Yoksul da olsa ayaklarının üzerinde durabilme ve medeni cesaretini yaşatabilmenin ölçütüdür. Kaç ilde kadınlar boyacılık yapabiliyor, doğrusu merak ediyorum... Yine Dersim Belediyesi'nin kurduğu, modern bir ortama sahip Gökkuşağı Kadın Ekmek Fırını'nda sadece kadınlar çalışıyor. Proje yeni olmasına rağmen bayağı yol kat edilmiş. Şu an, günde 4500 ekmek üretimi yapılıyor. Amaç kadınların üretime katılması ve üretimde söz sahibi olmasını sağlamak. Proje kapsamında şu an on kadın fırında çalışıyor. Sadece çalışmıyor, fırını yönetiyor, gelişmesi için kararlar alıyor.
Baştan sona kadın eliyle şekillenen Gökkuşağı Kadın Fırını ileriki günlerde yeni atılımlar da yapmaya hazırlanıyor. Belediye Başkanı Songül Erol Abdil: 'Bu projede sadece kadınlar çalışacak. Yönetecek, üretecek ve büyütecek. Bu nedenle adına Gökkuşağı Kadın Fırını dedik. Dört katlı bir binayı tahsis ettik. Şimdilik fırın kısmı faal. Ama yakın bir zamanda yine sadece kadınların çalıştığı restoran ve pastane de hizmete açılacak. Burası tamamiyle kadın eliyle yükselecek ve kendini ayakta tutacak.'
Dersim ya da devletin tunç eli Tunceli... Çoğumuzun isyan ve çatışmalardan tanıdığımız bu kent, eteklerinde kurulduğu kasvetli dağlardan hayat alır. Nereye baksan dağ kokar, dağ sülieti canlanır.
Bu yıl yağış az olmasına rağmen, doğa şaşılacak kadar canlıdır. Kentin orta yerinde kurulan küçük köy pazarında dağlardan getirilen mantarlar insanı şaşırtacak kadar büyüktür. Kınkor adı verilen bu mantarlar yetişkin bir insanın eli büyüklüğünde olup, kilosu 25 YTL'ye alıcı bulur. Bu kadar büyük mantarı hiçbir yerde görmemiştim. Küf mantarlarının büyüdüğünü biliyordum ama zehirsiz, yemeklik mantarların bu denli büyüdüğünü ilk burada gördüm... Tıpkı Koçerlerin peynirlerine benziyor. Çok şekilli değil ama anlatıldığına göre müthiş bir tada sahip. İlaçtan ve kimyasaldan uzak bu mantarların daha da büyüğü yetişiyormuş Dersim dağlarında. Ama dağlar güvenlik bölgesi ilan edildiğinden bu yana, ancak Munzur Vadisi'nde yetişen Kınkorlar az da olsa pazara geliyor.
Dersim'in kurulduğu alanın tarihi çok geçmişe dayanmıyor. Devletin Dersim isyanını bastırdığı 1938 yıllarına dayanıyor. Öncesi hakkında çok fazla bilgi yok. Dört bir yanı kasvetli dağlarla çevrili olan kent, yıllardır tam bir olağanüstülük yaşıyor.
Dersim isyanından bu yana, bir türlü normal bir yaşama geçemeyen kent, yıllardır çatışma, operasyon ve baskılarla gündemde kalmış.
Halen de durum güncelliğini koruyor.
Şimdi Dersim yeni bir yıkımla karşı karşıya. Munzur Vadisi'ni yok edecek barajlar sistemi şehirde zaten kuşatılan yaşamı giderek huzursuz etmeye yetiyor. Gerçekten Munzur Vadisi yok edilirse, ikinci bir 38 yaşanır. Kent, doğa ve Dersimli hayatsız kalır ve tamir edilmez bir tahribat ortaya çıkar.
Bunun için kentte kime sorsanız Munzur Vadisi'nin yok edilmesini getirecek projelere çok sert tepki veriyor. Gerek kent genelinde, gerekse de dışarıdaki Dersimliler Munzur'uma dokunma kampanyaları yürütüyor.
Çünkü Munzur, Dersimliler için tam bir can suyudur. Bütün mevsimlerin 'bahar'ı ve sevdasıdır. Kışın beyaz örtüye inat akar, bahar mevsiminde biraz hırçın da olsa deli doludur ve Fırat'ı besler, mevsim yaza gelince artık Munzur can suyudur, bütün Dersim'e.
Doğa ancak bu kadar sade ve yalın olabilir. Dağlarında yeşeren meşe, vadilerinde yetişen çınarlar ve binbir renkte çiçekler, Kınkorlar, dağ keçileri, geyikler... liste uzayıp gidiyor.
Dersim'i Dersim yapan, kasvetli dağlar arasında büyük bir coşkuyla akan Munzur'dur...
Munzur'u yok etmek hem dağların kasvetini öldürür, hem de olağanüstü güzelliği ortadan kaldırır.
Sülieti, insanın içinde müthiş bir heyecan uyandıran, dağların doruklarındaki kar sularından beslenen Munzur, inanılmaz güzellikler bünyesinde barındırır. Dağ dokusuyla iç içe geçen vadi, bir yandan meşenin inadını içine taşır ve kıyısında çınarları büyütür.
Yıllardır yakılan, kesilen, bombalarla dövülen meşe büyük bir inatla Dersim dağlarını korur, yeşil bir örtü oluşturur. Munzur bu yeşil örtüyü ak pak suyuyla besler ve destek olur... Yemyeşil bir doğaya, isyancı bir ruha sahip olan Dersim ve Munzur'u yok edecek baraj projesi hayata geçerse gerçekten yeni sorunlar yaşanacak..
Bu doğa, sadece Dersim için değil, dünyanın bütünü için gerekli. Ekolojik Munzur yok olmadan bu sesi duymak, Dersim'e kol kanat çıkmak her insanın görevi bence.
Şeyhmus Çakırtaş
|
|