Ernesto Guevara de la Serna ''El Che''
14.7.1928: Che Guevara, Rosario de la Fede dünyaya gelir.
1930 Mayıs: Che ilk astım nöbetini geçirir. Nöbet,
Ernestonun henüz 15 günlükken yakalanmış olduğu zatürrenin
kalıntısı olan bir akciğer zafiyetinin belirtisidir.
1935: Eğitim Bakanı, ailesine yazdığı bir
yazıyla, yedi yaşına gelmiş olan Ernestonun neden
okula gitmediğini soruşturur. Ernesto astımı yüzünden
okula gidememiştir. Birinci yılda kendisini annesi eğitir.
İkinci ve üçüncü sınıflara, düzenli olarak gidebilen
Ernestoya altıncı sınıfa dek yine kardeşleri ve
annesi ders verir. Son öğretim yılında Cordobadaki Colegio
Nacional Dean Funese gider, yakasını bir türlü bırakmayan
hastalıkla mücadele etmek için futbol ve rugbi oynar.
1937: Babası Altagraciada, İspanyol Cumhuriyetini
desteklemek üzere bir komite kurar.
1943: Gençliği Peronculuğun ateşli günlerine
rastlar. Cordobada öğrenciler greve giderler. Okul
arkadaşının kardeşi, bir gösteri sırasında
tutuklanıp Cordoba Emniyet Müdürlüğüne götürülür. Ernesto,
ağabeyini ziyaret eden arkadaşına eşlik eder.
1945 Mart: Ernesto tıp öğrenimine başlar.
11.4.1953: Nöroloji konusunda verdiği son sınavın
ardından alerjiler üzerine yaptığı bir
çalışmayla Buenos Aires Tıp Fakültesinden doktor
ünvanını elde eder.
1953 Temmuz: Bir arkadaşıyla birlikte Latin Amerika
yolculuğuna çıkar. Yolculuğunun ilk durağı olan
Bolivyada bir halk ayaklanması reformcu Paz Estenssoroyu iktidara
getirmiştir. Guevara durumu şu sözlerle değerlendirir:
Yerlilere bite karşı DDT verecekler; ama bu, bitin nedenine
ilişkin daha özsel sorunu çözmeyecek
1953 Aralık: Ernesto Guatemalaya vardığında
yanında, Arbenz hükümetinin üyelerinden Juan Angel Nuneze hitaben
yazılmış bir tavsiye mektubu vardır. Bu ilişki
sayesinde, bu ülkede, sürgün olarak yaşayan Perulu Hilda Gaedea ile
tanışır ve birkaç ay sonra evlenir. Hildanın
aracılığıyla, Moncada Kışlası
saldırısının ardından Guatemalaya gelmiş
olan Kübalı sığınmacılarla bağ kurar.
28.12.1953: Siete dergisinin 45. sayısında bazı
bilimsel makaleleri yayımlanır.
1954 Şubat: Guatemala Komünist Partisine girer; sendika
hekimi olarak çalışır.
20.6.1954: Annesine yazdığı coşku dolu bir
mektupta, United Fruitin savaş açmış olduğu, Albay
Arbenzin demokratik cumhuriyetini bekleyen tehlikelerden söz eder.
Paralı askerler, Hondurasdan ülkeye girerler; başkent
bombalanır.
4.7.1954: Castillo Armasın askeri darbesi, Guatemaladaki
durumu tersine çevirmiştir. Kübalı ve Guatemalalı
dostlarının, kendisinin de kalmakta olduğu Arjantin
Büyükelçiliğine sığınmalarına yardımcı
olur. Dostları güvenliğe kavuşunca, trenle Meksikaya
gitmeyi planlamaktadır.
1954 Eylül sonu: Meksikanın başkenti Mexicodadır.
1955 Mayıs: Bir hastanenin kardiyoloji ve alerji bölümünde
çalışmaktadır. 26 Temmuz Hareketinden Kübalı
sığınmacılarla yeniden ilişki kurar. Raul Castro,
birkaç hafta sonra da Fidel Castro Meksikaya gelir.
1955 Temmuz/Ağustos: Maria Antonia Gonzales de
Palomanın evinde Che Guevara Fidel Castro ile
tanıştırılır. Bütün geceyi, tartışarak
geçirirler; sabahleyin Fidel Castro, kendisini Kübanın kurtuluşu
seferine hekim olarak katılmaya ikna eder.
20.7.1955: Annesine yazdığı bir mektupta 16 Haziran
tarihli Peron karşıtı darbeden sonra Arjantindeki durumu
tahlil eder. Guevara, Peronculuğun uluslararası tutumunu, nesnel
olarak ABD karşıtı biçiminde değerlendirir.
24.9.1955: Annesine yazdığı ve Peronun
devrilişinin Latin Amerika üzerindeki etkilerinden söz ettiği bir
mektupta, Hilda Gadea ile evlendiğini ve bir çocuk beklediklerini de
haber verir.
1956 Ocak: Annesine, çocuğun Şubatın son
haftasında dünyaya geleceğini, Marttan sonra da hayatı
konusunda karar vereceğini yazar.
1956 Şubat: Mexico yakınlarındaki Los Gamitos
poligonunda atış talimlerine başlar.
1956 İlkbaharı: Atış talimleri Chalco kentinin
yakınındaki Santa Rosa Çiftliğinde sürer. Yönetici
İspanyol Cumhuriyeti ordusunun eski generallerinden Alberto Bayodur.
1956 Mart: Annesine yazdığı mektupta kızı
Hilditanın doğumunu haber verir.
20.6.1956: Fidel Castro ve daha bir dizi Kübalı devrimciyle
birlikte tutuklanır.
10.7.1956: Ailesinin hapishaneden aldığı bir
mektupta Ernesto, hekimliği bırakıp Kübalı devrimcilere
katıldığını açıklar.
31.7.1956: Bir hafta önce salıverilen Fidel Castrodan sonra
Guevara da serbest bırakılır.
24.11.1956: Granmaya binmeden az önce annesine yazar.
24/25.11.1956: Gecenin ikisinde, ışıkları
söndürülmüş Granma, Tuxpandan denize açılır. Hava son
derece kötüdür; gemide tam 82 insan, silahlar ve erzak bulunmaktadır.
Bu 82 kişiden 20si, Moncada Kışlası
baskınına katılmıştır; dördü Kübalı
değildir; Arjantinli hekim Che Guevara, İtalyan Gino Dore,
Meksikalı Guillen ve Dominikli pilot Ramon Meyas.
2.12.1956: Gün doğarken gemi Los Colorados kumsalında
karaya oturur. Gemidekiler, kendilerini kıyıya atıp sık
bitki örtüsü içinde, kendilerine makinalı tüfeklerle ateş açan
savaş uçaklarından korunmaya çalışırlar.
Granmanın varışı gözlenmiştir. Che,
sonraları bu sahneyi: Karaya çıkmadık, karaya oturduk diye
betimleyecektir.
5.12.1956: Yola çıktıktan on gün sonra bir gece
yürüyüşünün ardından şafak vakti Algeria del Pioya
ulaşırlar. Burada sabah saat 4.00te saldırıya
uğrayarak, ağır kayıplar verirler. Che de
yaralanır.
17.1.1957: Sabah saat 2.40ta Fidel Castronun yönetimindeki 22
kişi, La Platadaki deniz kuvvetleri kışlasına
saldırır. Bu ilk zaferleridir.
1957 Haziran: Ernesto Guevaranın komutasındaki Cuarta
Columna (Dördüncü Kol), El Hombrito dolayındaki Sierra Maestra
Centralede savaşmaktadır.
10.9.1957: Pino del Aguadaki savaşı kazanırlar.
6.12.1957: Alto de Conrado çevresindeki savaşta
topuğundan yaralanır.
24.2.1958: Sierrada Radio Rebelde vericisi, Guevaranın
yönetimi altında yayımlarına başlar. Bu girişim,
bir yıl önce kurulan ve yöneticiliğini yine Chenin
yaptığı aylık El Cubano Libre dergisinin
yayımlanışını izlemektedir.
1958 Ağustos: Castro genel karargahını Le Platada
kurar. Guevara, 8. Ciro Redondo Kolunun komutanlığına
getirilir; kendisine verilen stratejik görev, adayı ortasından
ikiye bölmektir. 148 erkek ve kadından oluşan 8. Kolun elinde 6
makinalı tüfek, çok sayıda tüfek, bir de bazuka
bulunmaktadır.
16.12.1958: Rio Falcon üzerindeki köprüyü havaya uçuran Che,
böylece Las Villas ilinin merkezi Santa Claraya ana yolu keserek ili
tecrit eder. Chenin Kolu değişik yerlerde Batista birliklerine
saldırır; o arada Fomentoda 100 tüfeği ganimet olarak ele
geçirir.
21.12.1958: Cabaiguan ve Guayos kentlerine eş zamanlı ve
başarılı saldırılar.
30.12.1958: Comandante Che Guevara, Santa Clarada Batistaya
karşı verilen meydan savaşını kazanarak diktatörü
kaçmaya zorlar. Çatışmalar sırasında Ernesto sol
kolundan yara alır.
2.1.1959: Che ile Cienfuegos La Habanaya girerken Fidel, Santiago
de Cubaya ulaşır.
2.6.1959: Yeni Devlet Konseyi Cheyi Küba
yurttaşlığına kabul eder.
2.6.1959: Escambray dağlarındaki bütün savaşlarda
yanında yer almış olan Aleida March ile evlenir. Ondan üç
çocuğu olur.
13.6.1959: Küba elçisi olarak, Afrika ve Asyanın
çeşitli ülkeleriyle iktisadi ilişkiler kurmak üzere
çıktığı gezide Mısır, Japonya, Seylan,
Pakistan, Sudan, Fas ve Yugoslavyaya uğrar.
1959 Ekim: Yurda dönüşünde Tarımın
Sanayileştirilmesi Dairesinin (INRA) müdürlüğüne atanır.
1959 Kasım: Merkez Bankası
Başkanlığına getirilir.
23.2.1961: Sanayi Bakanlığına atanır. O
günlerde şöyle yazar: Komünizm yeni bir insanın
yaratılmasına yol açmazsa en ufak bir anlamı olmaz.
1961 Ağustos: Paraguayın Punta del Este kentinde
düzenlenen birinci Amerikalararası Ekonomik ve Sosyal
Konferansında (CIES) Küba heyetinin başında yer alır.
Konuşmasında paralı askerlerin Nisan ayında Domuzlar
Körfezine yapmış oldukları çıkarmayla alay eder.
Esirlere karşılık traktör ister ve kıta devrimi fikrini
geliştirir.
9.12.1964: New Yorkta Birleşmiş Milletler genel
kurulunda konuşur. Gerekli gördüğüm anda bu Latin Amerika
ülkelerinin birisinin özgürlüğü için,
karşılığında kimseden hiçbir şey talep
etmeden tereddütsüzce hayatımı veririm...
24.12.1965: Cezayirde Afrika-Asya Dayanışma Örgütünün
İkinci İktisat seminerine katılır.
Konuşmasında, iktisadi anlaşmaları kötüye kullanmakla
suçladığı SSCByi eleştirir.
1965 Mart: Kamu hayatından çekilir; askeri danışman
olarak Afrikaya gider.
3.10.1965: Fidel Castro Chenin veda mektubunu kamuoyuna
açıklar: ...Bu dünyanın başka ülkelerinin benim
sınırlı gücümün desteğine ihtiyaçları var.
Kübadaki hükümet sorumluluğunun sana yaptırmadığı
işi ben yapabilirim.
3.11.1966: Guevara, Adolfo Mena Gonzales sahte adıyla
Bolivyaya gider. Kavga adı Ramondur.
6.11.1966: Bolivyada Nancahuazudaki gerilla üssüne
ulaşır.
23.3.1967: Bolivya birlikleriyle ilk silahlı
çatışma.
17.4.1967: La Habanada düzenlenen Tricontinentale
toplantısında Osnamy Cienfuegos Chenin veda mesajını
okur.
29.9.1967: Amerikan haber ajansı AP, askeri kaynaklara
dayanarak Bolivya ordusunun 1500 kişiyle Chenin peşine
düştüğünü bildirir.
8.10.1967: Chenin grubu, yüzlerce asker tarafından El Yuro
vadisinde kuşatılır. Bacaklarından yaralanan Che tutsak
alınır. Higuerastaki okul binasına götürülüp
sorgulanır. Sorulara cevap vermez. Yaraları tedavi edilmez.
9.10.1967: Che saat 13.10da makinalı tüfek ateşiyle
kurşuna dizilir. Fail Astsubay Mario Terandır ve Bolivya Devlet
Başkanı Rene Barientosun doğrudan emriyle hareket
etmiştir. Comandante Ernesto Che Guevaranın cesedi, bir av
ganimetiymişçesine teşhir edilir. Bolivyalı bir subay,
kalbinden aldığı öldürücü makinalı tüfek
yarasını gösterir. Che, korkutucu propaganda etkisi yaratmak
amacıyla, bütün geleneklere aykırı olarak, gözleri
kapatılmadan gömülür.
18.10.1967: Fidel Castro, Küba televizyonundan Che
Guevaranın ölümünü yeniden açıklar.
---------------------------------------------------------------------------
-----
Chenin çocuklarına veda mektubu
Sevgili Hildacık, Aleidacık, Camilo, Celia ve Ernesto
Eğer bu mektubu okumanız gerekirse bu, sizlerin arasında
olmadığımdan olacaktır. Beni zar zor
hatırlayacaksınız, en küçükleriniz ise hiç
hatırlamayacaktır. Babanız düşündüğü gibi hareket
eden bir adamdı ve kesinlikle inançlarına
bağlıydı.
İyi bir devrimci olarak yetişin. Doğaya egemen olmayı
olanak kılan tekniğe egemen olmak için çok
çalışın. Devrimin önemli olduğunu ve bizlerin
yalnız başımıza hiçbir değerimizin
olmadığı hatırda tutun. Herşeyden önce de
dünyanın herhangi bir yerinde hehangi bir kişiye karşı
yapılan herhangi bir haksızlığı daima
yüreğinizin en derin yerinde hissedebilin. Bu, bir devrimcinin en
güzel niteliğidir. Sizi ufaklıklar, hep görmeyi umuyor ve kocaman
kucaklıyorum.
Babanız
---------------------------------------------------------------------------
-----
Chenin Fidele veda mektubu
Fidel,
Dünyanın başka ülkeleri benim mütevazi çabalarımın
yardımını istiyor. Ben senin Kübaya olan
sorumluluğunun sana imkan vermediği şeyi yapabilirim.
Ayrılmamızın zamanı geldi.
Bunu acı ve sevincin karışımıyla
yaptığım bilinsin; burada benim kurucu umutlarımın
en safını ve sevdiklerim arasında en sevgili olanı
bırakıyorum ve beni evladı gibi kabul eden bir halkı
bırakıyorum. Bu, benim ruhumdan bir parça koparmaktır. Yeni
savaş alanlarında bana vermiş olduğun inancı,
halkımın devrimci ruhunu, görevlerin en kutsalı olan nerde
olursa olsun emperyalizme karşı mücadele etme görevini yerine
getirme duygusunu taşıyacağım.
Başka gökler altında son saatim geldiğinde benim son
düşüncem bu halk ve özellikle sen olacaksın. Öğrettiklerin
için ve eylemlerimin en son sonuçlarına dek sadık olmaya
çalışacağım, örneğin için sana teşekkür
ettiğimi, Devrimimizin dış politikası ile her zaman
özdeşleştiğimi ve buna devam edeceğimi, sonumun
geldiği herhangi bir yerde Kübalı devrimci olmanın
sorumluluğunu duyacağımı ve öyle
davranacağımı, çocuklarıma ve karıma maddi hiçbir
şey bırakmadığımı ve bundan üzüntü
duymadığımı, aksine sevindiğimi, onlar için hiçbir
şey istemediğimi çünkü devletin onlara yaşama ve eğitim
görmeleri için gereken her şeyi vereceğini biliyorum.
Her zaman zafere kadar!
Ya vatan ya ölüm!
---------------------------------------------------------------------------
-----
Chenin Ailesine Veda Mektubu
Sevgili Canlar,
Bir kez daha bacaklarımın arasında Rocinantenin kemikleri
fırlamış sağrılarını hissetmeye
başladım. Yine elde kalkan, yollara düşüyorum.
Yaklaşık on yıl kadar önce, size yine böyle bir veda mektubu
yazmıştım. Hatırladığımca, daha iyi bir
asker, daha iyi bir doktor olamamaktan yakınmıştım.
Artık doktorlukla ilgilenmiyorum, ama öyle kötü bir asker değilim
artık.
Çok daha bilinçli olmanın dışında, hiçbir şey
değişmedi özünde; Marksizm anlayışım
derinleşti ve netleşti. Özgürlük adına savaşanlar için
tek çözüm yolunun silahlı mücadele olduğuna inanıyorum ve bu
inanca uygun olarak davranıyorum.
Çokları bana maceracı diyecek, evet öyleyim -ama farklı bir
türden- inançlarını doğrulamak için postunu tehlikeye atan
türden...
Belki de bu benim son mektubum olacak.
Ölmeye niyetim yok ama, mantıklı ihtimaller arasında bu da
var.
Öyle olursa, son kez kucaklarım sizleri.
Sizleri çok sevdim, yalnız bu sevgiyi nasıl ifade edeceğimi
bilemedim; aşırı bir katılıkla kendi yöntemlerime
bağlı kaldım, ve bazı kereler beni
anlayamadığınızı sanıyorum. Beni anlamak
kolay değildi, ama salt bugünlük olsun bana inanın.
Bir sanatçının dikkatiyle eksiklerini giderdiğim iradem
taşıyacak artık sallanan bacaklarımı ve
tükenmiş ciğerlerimi. Bunu yapacağım.
Arada bir düşünün yirminci yüzyılın şu fedaisini.
Celiayı, Robertoyu, Juan Martini, Pototini, Beatrizi, herkesi
öperim.
Ve isyankâr, başıboş oğlunuz sizleri kucaklar.
Ernesto